Browsed by
Author: Kardelen Çok

BEYAZ

BEYAZ

Sayfaların temizliği
Kalemimin ucunu kırar
Çevirdikçe aydınlatır dünyamı
Alacakaranlık yüzümün
Işığıdır boş satırlarım
Hangi dünya diliymiş
O boşluğu dolduracak
Anlamlar yüklenmiş yokluğa
Bir ışık çakar gökyüzünden
Boş sandığın satırlarım
Gün yüzüne çıkar
Beyazlar olur rengarenk
Her sembol dans eder
Sayfalarımın arasında
Sadece bir tanesi bile
Hayat hikayemi anlatabilir
Ruhumun her bir yerine
Belki derinlerime dokunabilir
Bedenim şekilleri dil bilirken
Dünyam renklenmiş olabilir
Kırılan kalemimin ucu
Artık bir boya fırçasıdır
Paletim yedi klasikten
Utu’dan Enki’ye kadardır
Sonsuzluğa sığdırılan
Büyük bir aşktı

HAZİNE

HAZİNE

Enlil ve Enki’dir baş kahramanım
Gizli kalmış tüm varlığım
Ruhum, yeteneklerim
Volkanların azgın ateşi gibi
Denizin çılgın dalgası
Bir dağın inatçı keçisi gibi
Toprağı yaran
Gün ışığını gören tohum gibi
Hakikat ve gerçek gibi
Sahip olduklarımın bir gün
Gün yüzüne çıkması an meselesi
Kandan ve etten ibaret sandığım
Aslı ise benliğime ayna olan
Sol yanımı dinlemektir
Beni kendime kavuşturan
Enlil ve Enki’nin birlikteliği gibi
Yıldızların varlığına beni inandıran
İrademin ve kaderimin
Değnekçisi aklım
Şükürler ki O’na.

YANSIMA

YANSIMA

Enki’den gelir ademin düzeni
Sistemin şahane güzelliği
Derin suların bilinmezliği
Sınırların keskin çizilişi
Kendisinden bilinir.
Nisaba’dır Enki’nin anti tezi
Yabana atma kendisini
İki kelimeyi bir araya getirişin
Muhteşem geçişkenliğin
Adamına göre muamelen
Kendisinden bilinir.
Enlil’den gelir atmosferin sonsuzluğu
Mavinin binbir güzel tonu
Her şeyin aşırısı dediğin
Bir türlü sınır çizemediğin
Pek de insan sevmeyen halin
Kendisinden bilinir.
Nergal’dir git git diyen
Attığın her adımda orada olan
Bir davranışın bir hareketin
Bir de enerjini neye harcadığın
Kendisinden bilinir.
İnanna’dan gelir savaş dediğin
En yakın cephe yataktır güzelim
Saçın başın makyajın
Bir de gel gel diyen yanın
Kendisinden bilinir.
Ereshkigal’dir yer altının kraliçesi
Bilinenin aksine pek duygusal değildir kendisi
Her şeye adapte olan halin
Özgeci bir anneliğin
Çürümenin ve ölümün ta kendisi
Bazen korkulu halin bazen gizliliğin
Kendisinden bilinir.
Utu’dur günün aydınlığı
Güneşi ışığı
En sıcak samimi halin
Gözle gördüğün her şeyin
Aydınlatabildiğin her köşen
Kendisinden bilinir.

BENDEN SANA

BENDEN SANA

Bir şarkı açtım
Seni düşündüğüm
Gökyüzü karanlığına kavuşurken
Sana nasıl kavuşacağımı
Hayal ediyorum
Bir fotoğraf açtım
Doğa niyetine seni izliyorum
Gökyüzünde mavi kuşlar
Hayal ediyorum
Bir dizi şiir açtım
Satırlarında seni arıyorum
Maviye çalan gökyüzü yazıyor
Seni anımsıyorum
Bir beyaz sayfa açtım
Belki yeniden başlarım diye
Semaya seslendim durduk yere
Sorarım rüyalarda mı buluşacağız sadece
Bir nefeslik yol açtım
Benden sana uzanan
Ördüğüm duvarları yıktım
Yeter ki sen gel diye

KAYIP

KAYIP

Sen gittiğin günden beri
Geriye bakar oldum
Ellerimizi tuttuğumuz o yere
Pek uğrar oldum
Yanağını sevdiğim o anı
Çok arar oldum
Kendi bildiğini okuyan yanını
Fazla özler oldum
Aslında ben en çok
Sana sarıldığımdaki huzurumun
Hasretinde yanar oldum
Geçen yılların ardından
Sabırda çatlayan taş oldum
Aslında ben en çok
Bana bakan gözlerinin derininde
Sevilen bir kayıp oldum

İNANNA

İNANNA

Yüce İnanna
Kuşandığın zırhını
Ucu bakırdan
Taktığın mızrakları
Bir elinde zincirle
Tasma niyetine
Yönettiğin aslanı
Hatırlar mısın?
Yüce İnanna
Gündüzün anası
Erilin aradığı
Kadının büründüğü
Sen en sıcak halinle
Utu’ya bile meydan okurken
Nisaba senin yaverindi
O yüzden konuş ey İnanna!
Tacındaki lapis lazuliyi
Göster onlara
Aslanı eğiten gücünü
Ser meydanlara

ODA

ODA

Beklemek mi bizimki
Bir anı bir dakikayı
En güzelini hayal mi etmek
Kafamın içindeki seni
Kalbimin ortasındaki sana
En güzel kelimeleri söylemek
Sevdiğimizi haykırmak belki.
Çok uzaklarda olduğunu biliyorum
Şah damarımdan daha yakın olman dileğim
Bir an gelir düşersin aklıma
Gönlümdense hiç çıkmazsın
Yüzünü bir an görmek
Sesini bir saniye duymak
Bir mükafat gibidir bana
Hissettirdiklerini tahmin eder misin
Bir gök bir de dünya arasında gidip geliyorum
Bilir misin beni
Kaşımın düşmesini ne sevmediğimi
Dudaklarında adımı zikretmenin güzelliğini
Ben bilirim
Gözlerinin güzelliğini bana sorsan neler söylerim
Bir yürüyüşüne
Tırnağının bir ucuna
Ne fırtınalar koparırım
Bilirim güzel ruhunun ne denli mütevazi olduğunu
Her satırımda kalbinin sızladığını.
Zihninde bir köşeye yerleştir beni
Bir oda yap bana.
Benim sana yaptığım gibi.
Kapımı çal orada
Güzel sesinde bir şarkı tuttur bana
Mırıldan iki dudağının arasında.
Uzaklar yakınlaşır
Mesafeler biter işte böyle.
Beklemek mi bizimki
Yoksa karaya çalan bir sevda mı?
Söyle bana sevgili
Varsan varım de.
De ki bitsin bu rüya.
Sana, gerçeğe uyanayım.

EL-MECİD

EL-MECİD

Sen şimdi benim iyiliğimi istersin
Her akşam ellerimi açıp dua etmemi
Belki hakkımda güzel olanı
Hayırlı olanı nasip etmek için
Senden dilememi beklersin
Kalbim senden yana atarken
Günün sonunda ne kadar az andığımı
Doksan dokuz isminden
Adını ne az zikrettiğimi
Bilirim.
Haykırdığım gecelerin sabahlarında
Büyük bir umutla kalkarken
Senden bana ışıldayan güneşin
Senin varlığından olduğunu
Ne çabuk unuturum
Ben ne dilsiz ne akılsız
Özünde seni arayan bir keşiş.
Sen koruyan gözeten
Çökmüş dizlerin
Açılmış ellerin göreni
Ağızdan çıkan kelimelerin lütfu.
Beni biz yapan
Ebedi varlığım.

NAFİLE

NAFİLE

İyi gelmiyor
Ne varlığın ne sevgin.
Boşa kürek çekmek gibi
İçimdeki sevgi.
Bedelleri bol
Alaca bir karanlık.
Ne seninle ne sensiz
Geçmek bilmez bu sessizlik.
Zaman durmuş, çaresiz.
Yok olmak mı dersin
Tam da bunun içindeyim.
Işığı bekliyor içim
Bir umut için.
Feryadı figan bir suskunluk
Nafiledir bu sessizlik.
Ne anlatsam ne konuşsam
Bilirim,ümitsiz kalbim.
Karmaşık sözlerim
Birbirine katar bu resmi.
Ama bilirim, ümitsiz kalbim.
Bir gün gelebileceğinin aksine
Şimdi gitmeni beklerim.

ÜÇ VAKTE

ÜÇ VAKTE

Bir kalemin ucu gibi
Yazar mısın beni?
Mürekkebine bular mısın?
Gelmediğin günlerin ızdırabını da
Ekler misin içine?
Bir bakışına hasret kalan gözlerimin
Resmini çizer misin?
Bir hücrene dahi dokunamayan,
Tek başına, buz kesen ellerimi
Isıtır mısın?
Peki ya geçen zamanı,
Telafi eder misin?
Konuşulamayan her anın
Hasretini içine çeker misin?
Üç vakte kadar bir kuş uçurur musun;
Ayağı incilerle bezeli,
Aşk için kanatlanmış,
Bir gelecek için?