Browsed by
Tag: şiir

BENDEN SANA

BENDEN SANA

Bir şarkı açtım
Seni düşündüğüm
Gökyüzü karanlığına kavuşurken
Sana nasıl kavuşacağımı
Hayal ediyorum
Bir fotoğraf açtım
Doğa niyetine seni izliyorum
Gökyüzünde mavi kuşlar
Hayal ediyorum
Bir dizi şiir açtım
Satırlarında seni arıyorum
Maviye çalan gökyüzü yazıyor
Seni anımsıyorum
Bir beyaz sayfa açtım
Belki yeniden başlarım diye
Semaya seslendim durduk yere
Sorarım rüyalarda mı buluşacağız sadece
Bir nefeslik yol açtım
Benden sana uzanan
Ördüğüm duvarları yıktım
Yeter ki sen gel diye

KAYIP

KAYIP

Sen gittiğin günden beri
Geriye bakar oldum
Ellerimizi tuttuğumuz o yere
Pek uğrar oldum
Yanağını sevdiğim o anı
Çok arar oldum
Kendi bildiğini okuyan yanını
Fazla özler oldum
Aslında ben en çok
Sana sarıldığımdaki huzurumun
Hasretinde yanar oldum
Geçen yılların ardından
Sabırda çatlayan taş oldum
Aslında ben en çok
Bana bakan gözlerinin derininde
Sevilen bir kayıp oldum

İNANNA

İNANNA

Yüce İnanna
Kuşandığın zırhını
Ucu bakırdan
Taktığın mızrakları
Bir elinde zincirle
Tasma niyetine
Yönettiğin aslanı
Hatırlar mısın?
Yüce İnanna
Gündüzün anası
Erilin aradığı
Kadının büründüğü
Sen en sıcak halinle
Utu’ya bile meydan okurken
Nisaba senin yaverindi
O yüzden konuş ey İnanna!
Tacındaki lapis lazuliyi
Göster onlara
Aslanı eğiten gücünü
Ser meydanlara

ODA

ODA

Beklemek mi bizimki
Bir anı bir dakikayı
En güzelini hayal mi etmek
Kafamın içindeki seni
Kalbimin ortasındaki sana
En güzel kelimeleri söylemek
Sevdiğimizi haykırmak belki.
Çok uzaklarda olduğunu biliyorum
Şah damarımdan daha yakın olman dileğim
Bir an gelir düşersin aklıma
Gönlümdense hiç çıkmazsın
Yüzünü bir an görmek
Sesini bir saniye duymak
Bir mükafat gibidir bana
Hissettirdiklerini tahmin eder misin
Bir gök bir de dünya arasında gidip geliyorum
Bilir misin beni
Kaşımın düşmesini ne sevmediğimi
Dudaklarında adımı zikretmenin güzelliğini
Ben bilirim
Gözlerinin güzelliğini bana sorsan neler söylerim
Bir yürüyüşüne
Tırnağının bir ucuna
Ne fırtınalar koparırım
Bilirim güzel ruhunun ne denli mütevazi olduğunu
Her satırımda kalbinin sızladığını.
Zihninde bir köşeye yerleştir beni
Bir oda yap bana.
Benim sana yaptığım gibi.
Kapımı çal orada
Güzel sesinde bir şarkı tuttur bana
Mırıldan iki dudağının arasında.
Uzaklar yakınlaşır
Mesafeler biter işte böyle.
Beklemek mi bizimki
Yoksa karaya çalan bir sevda mı?
Söyle bana sevgili
Varsan varım de.
De ki bitsin bu rüya.
Sana, gerçeğe uyanayım.

NAFİLE

NAFİLE

İyi gelmiyor
Ne varlığın ne sevgin.
Boşa kürek çekmek gibi
İçimdeki sevgi.
Bedelleri bol
Alaca bir karanlık.
Ne seninle ne sensiz
Geçmek bilmez bu sessizlik.
Zaman durmuş, çaresiz.
Yok olmak mı dersin
Tam da bunun içindeyim.
Işığı bekliyor içim
Bir umut için.
Feryadı figan bir suskunluk
Nafiledir bu sessizlik.
Ne anlatsam ne konuşsam
Bilirim,ümitsiz kalbim.
Karmaşık sözlerim
Birbirine katar bu resmi.
Ama bilirim, ümitsiz kalbim.
Bir gün gelebileceğinin aksine
Şimdi gitmeni beklerim.

ÜÇ VAKTE

ÜÇ VAKTE

Bir kalemin ucu gibi
Yazar mısın beni?
Mürekkebine bular mısın?
Gelmediğin günlerin ızdırabını da
Ekler misin içine?
Bir bakışına hasret kalan gözlerimin
Resmini çizer misin?
Bir hücrene dahi dokunamayan,
Tek başına, buz kesen ellerimi
Isıtır mısın?
Peki ya geçen zamanı,
Telafi eder misin?
Konuşulamayan her anın
Hasretini içine çeker misin?
Üç vakte kadar bir kuş uçurur musun;
Ayağı incilerle bezeli,
Aşk için kanatlanmış,
Bir gelecek için?

MUKADDERAT

MUKADDERAT

Tam da bugün
Kaç gün oldu kaç yıl
Sayamadım.
Senden ve benden
Gittiğimiz günü hatırlarım
Sonra bir de
Hayatlarımıza giren başkalarını.
Sen öyle bir yola girdin ki,
Geri dönüşü olmayan.
Ben öyle bir yolda ilerliyorum ki,
Bazen dikenli bazen güllerle bezenmiş.
Herkes seçimini yapmışken
Bir daha geri dönmek mi?
Üzgünüm.
Bir arkadaş bile değilsin artık.
Belki bir tanıdık,
Belki bir yabancı.

SANDAL

SANDAL

Bir Sandal olsam
Küreklerim çekse beni
Açık ufuklara
Sarıdan çalan mavilerin yüzeyinde
Çatlasa bir yanım
Ufaktan su alsam
Varsam tadına tuzlu suların
Ne batışım umrumda olur
Ne ölümüm
Yüzeyinde kalmak yetmez bana
Derinlerine inmek
Denizin mavisini içime almam gerek
Güneşi izlemek yetmez bana
Isıttığı suyun tadına varmam gerek
Ağaçtan kalbim
Dayansa da bu batışa
Vuracak elbet bir sahile
Taştan kumsalın eteklerine
Parçalanmış da olsam
Varacağım tüm güzelliklerin elbet tadına

SAMAN ALEVİ

SAMAN ALEVİ

Girmek istemem bir daha
Ne hayatına ne aklına
Bilirim ki en muhteşem halimle düşünürsün beni
Düşündüğün gibi kalmak isterim zihninde
Kalbindeki yerini ne değiştirmek
Ne de silmek isterim
İsterim ki sen beni en güzel halimle hatırla
Bir kere daha görsen beni
Vazgeçeceksin belki de
Değiştireceksin içindeki yerimi
Işıklar karanlıklara gömülecek
Aydınlık yollar kara sulara bürünecek
İşte ben o gün çamura batacağım
Bu öyle bir çamur ki
Balçıktan bir şelale
İsterim ki sen beni en güzel halimle hatırla
Bir kere daha görsen beni
Vazgeçeceksin belki de
İstemekten, hayal etmekten.
Ve ben o gün yok olacağım.
Bırak böyle yaşayalım
Akıllarda, kalplerde.
Çünkü bir kere gelsek yanyana
Bilirim ki bıraktığın gibi değilim
Göreceksin sen de
Ve ben en çok ondan korkarım
Taşlaşmış kalbimin, soğuyan bedenimin
Nasıl öldüğünü, nasıl da bittiğini
Görmeni asla istemem
Sen yaşatmak için gelsen bile
Ne yüzüm vardır buna
Ne de mecalim
Şimdi desen ki nolursan ol benim ol
Diyemem ki sana al beni yanına
İsterim ki son halimle hatırla beni
Şimdi gelsen vazgeçeceğini bilirim
Ne ben bıraktığın benim
Ne de bedenim
Gençliğim bir saman alevi
Aklım divane ruhum firarda
Yolunu kaybetmiş iki ruhtan
Eline hüzünden başka ne geçer sevgili?
Cesaretli ruhun şimdi ‘hadi’ der belki ama…
Sakince düşün derim
Ben bıraktığın ben değilim
Ne deli dolu ne de aynı bakış
Gözlerim hüzünlü
Ellerim titrek
Ayaklarım bir ileri iki geri
Sen zannedersin ki hep ileri
Ben bıraktığın ben değilim sevgili
İsterim ki sen beni en güzel halimle hatırla.
Ey sen, ulaşamadığım aşkım!
Sen bana varsan
O an yok oluruz.
En iyisi mi, öylece kal sevgili
Hatrımdaki gibi…
Bilirim ki ne sen zora
Ne ben yokluğuna dayanabilirim.

DÜŞÜNÜRÜM

DÜŞÜNÜRÜM

Aklımda sen,
Ruhumda sen.
Aklım da sen,
Ruhum da sen.
Varlığınla ben
Varlığında ben.
Biz diyebilmek için
Kaç yolumuz var?
Kaç akıldan geçmek,
Kaç ruha uğramak gerekir?
Yolun yolum mudur?
Bu yol bizim midir?
Bazen dikenli
Bazen çiçeklerle bezenmiş
Yalnız ve de birlikte
Düşünürüm,
Bu yol kimindir?